Sürdürülebilirlik kavramının Türkçedeki anlamı, SKD Türkiye ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen bilimsel çalışma sonucunda güncellendi. Türk Dil Kurumu (TDK), “sürdürülebilirlik” kavramına çevresel, sosyal, ekonomik ve yönetişim boyutlarını kapsayan yeni tanımlar ekledi. Güncelleme, Türkiye’nin COP31 Dönem Başkanlığı’na hazırlandığı süreçte ortak bir sürdürülebilirlik anlayışının oluşturulması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Sürdürülebilirlik Tanımı Bilimsel Çalışmayla Güncellendi
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Sabancı Üniversitesi ile birlikte sürdürülebilirlik kavramının günümüz koşullarını yansıtacak şekilde yeniden tanımlanması amacıyla kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Akademik yayınlardan kamu politikalarına, kurumsal raporlardan sözlük çalışmalarına kadar geniş bir veri setinin incelendiği araştırma sonucunda hazırlanan öneri, Türk Dil Kurumu tarafından kabul edildi.
Böylece “sürdürülebilirlik” kavramına, “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım” tanımı eklendi.
TDK Sözlüğüne Yeni Tanımlar Eklendi
Güncellemeyle birlikte Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü, sürdürülebilirlik kavramını daha kapsamlı biçimde ele aldı.
Eklenen ekonomi tanımına göre sürdürülebilirlik;
“Herhangi bir sistemin işleyişi ve gelişimi çerçevesinde bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratma gerekliliğini içeren toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumluluk ilkesi” olarak tanımlandı.
“Sürdürülebilir” kelimesine ise mevcut tanımın yanı sıra, “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilen sistem, yöntem ve yaklaşım” anlamı eklendi.

SKD Türkiye: Günümüzü Yansıtan Bir Tanım Oluşturuldu
SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, sürdürülebilirlik kavramının yıllar içinde önemli ölçüde değiştiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevreyi değil; ekonomi, toplumsal refah ve yönetişim boyutlarını da kapsayan ortak bir yaklaşımı ifade ediyor. Türkiye’nin COP31 Dönem Başkanlığı’nı üstleneceği böylesine önemli bir yılda, kavramın günümüzü yansıtan bilimsel bir tanıma kavuşmasını son derece değerli buluyoruz.”
Sabancı Üniversitesi: Toplumsal Faydaya Katkı Sağladı
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu, sürdürülebilirlik kavramının yalnızca akademik değil toplumsal açıdan da büyük önem taşıdığını belirtti.
Duygulu, gerçekleştirilen bilimsel çalışmanın gelecek kuşaklara daha sorumlu bir dünya bırakılmasına katkı sağlayacağını ifade ederek, bu girişime öncülük eden SKD Türkiye’ye teşekkür etti.
TDK: Terim Birliği Güçlendirildi
Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert ise yapılan çalışmanın, Türkçede kavramların doğru tanımlanması ve ortak terminolojinin oluşturulması açısından önemli olduğunu vurguladı.
Mert, sürdürülebilirlik kavramının hem genel dil hem de ekonomi terminolojisi açısından yeniden yapılandırıldığını belirterek, çalışmanın dil bilimi ve sözlük bilimi ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini söyledi.
185 Şirketin Katkısıyla Hazırlandı
Yeni tanımın hazırlanması sürecinde SKD Türkiye üyesi 185 şirketin katılımıyla kapsamlı bir anket gerçekleştirildi.
Araştırmada;
- Akademik yayınlar,
- Ulusal ve uluslararası medya içerikleri,
- Kamu politikaları,
- Mevzuat metinleri,
- Kurumsal raporlar,
- Sözlük karşılaştırmaları
bilimsel yöntemlerle analiz edildi. Kavramsal çerçeve analizi, yapı geçerliliği ve kavramsal haritalama yöntemleri kullanılarak sürdürülebilirlik kavramının günümüzde ulaştığı kapsam belirlendi.
COP31 Sürecinde Ortak Dil Hedefi
Türkiye’nin COP31 Dönem Başkanlığı hazırlıkları kapsamında gerçekleştirilen bu çalışma, sürdürülebilirlik konusunda kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum arasında ortak bir kavramsal dil oluşturmayı hedefliyor.
Yeni tanımın, iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma ve ESG uygulamalarında ortak anlayışın güçlenmesine katkı sağlaması bekleniyor.
