Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim sonrası İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açtı. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin gerçekleştiği bu kritik geçiş hattındaki kesinti, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden olurken Yerli Kömürden Elektrik Üretimi konusunu ile enerji arz güvenliği yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
Yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan Yerli Kömür Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı, küresel enerji sisteminde yaşanan kırılganlıkların Türkiye açısından yerli enerji kaynaklarının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Yağlı, yerli kömürün elektrik üretiminde etkin şekilde kullanılmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Küresel enerji sistemi alarm veriyor
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin enerji piyasaları açısından önemli bir kırılma noktası olduğuna dikkat çeken Yağlı, şu değerlendirmede bulundu:
“Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar, enerji arz güvenliğinin teorik bir kavram olmadığını; küresel ölçekte anlık krizlerle doğrudan sınanan bir gerçeklik olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bir hattın devre dışı kalması, tüm ülkeler için ciddi bir kırılganlık yaratıyor.”
Uzmanlara göre tanker trafiğinin aksamasıyla birlikte günlük milyonlarca varillik petrol akışında kesinti yaşanırken, bu durum küresel piyasalarda belirsizlik ve fiyat baskısını hızla artırdı.
“Yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil zorunluluk”
Enerji arz güvenliğinin sağlanabilmesi için yerli kaynakların maksimum kapasitede kullanılmasının kritik önem taşıdığını vurgulayan Yağlı, Türkiye açısından yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Bugün geldiğimiz noktada yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil, açık bir zorunluluk. Dışa bağımlı enerji yapısı, süresi belirsiz küresel krizlerde maliyet artışı ve arz riski olarak doğrudan karşımıza çıkıyor. Yerli kömürden elektrik üretimi, Türkiye’nin enerji sisteminde yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir güvence işlevi görüyor. Son altı ay içerisinde Enerji Bakanlığı tarafından bu alana verilen teşvikler de önemli bir stratejik adım oldu.”
Baz yük kapasitesinin önemi
Enerji sistemlerinin sürekliliği açısından baz yük santrallerinin kritik rol oynadığını belirten Yağlı, kesintisiz üretim kapasitesinin korunmasının enerji politikalarının temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
“Enerji sistemleri yalnızca üretim kapasitesiyle değil, süreklilik ve denge ile ayakta kalır. Baz yük santralleri yani kesintisiz ve öngörülebilir üretim olmadan sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Mevcut teknolojik koşullarda yalnızca yenilenebilir kaynaklara dayalı bir yapı arz güvenliğini tek başına sağlayamaz.”
Yağlı ayrıca, yerli kömür santrallerinin sistemde tuttuğu kapasite karşılığında ödenen bedelin kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin yeniden değerlendirilmesinin faydalı olacağını ifade etti.
“Enerji dönüşümü dengeli ve gerçekçi olmalı”
Enerji dönüşümünün dengeli bir modelle ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Yağlı, baz yük kapasitesinin korunurken yenilenebilir enerji yatırımlarının da artırılması gerektiğini belirtti.
“Enerji dönüşümünü ‘ya hep ya hiç’ yaklaşımıyla değil, dengeli ve gerçekçi bir geçiş süreci olarak ele almalıyız. Baz yük tesislerimizi korurken rüzgâr ve güneş başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarını kararlılıkla artırmamız gerekiyor.”
“Krizler doğru politikaların testidir”
Türkiye’nin enerji geleceğinin yerli kaynaklar ile yenilenebilir enerji yatırımlarının dengeli şekilde ilerlediği bir model üzerine kurulması gerektiğini belirten Yağlı, yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte önemli bir stres testi niteliği taşıdığını söyledi.
“Böyle dönemlerde ayakta kalan enerji sistemleri, yerli kaynaklarını etkin kullanan, dengeli üretim yapısına sahip ve arz güvenliğini önceliklendiren sistemlerdir.”
