Pompaj Depolamalı HES’lerde 2040 Hedefi: 16 GW Kapasite İhtiyacı

Pompaj Depolamalı HES’lerde 2040 Hedefi: 16 GW Kapasite İhtiyacı
0

Enerji depolama konusu, farklı açılardan üstlendiği kritik rol nedeniyle tüm dünyada giderek daha fazla ön plana çıkıyor. Özellikle 2025 yılında Avrupa’da İspanya ve Portekiz’de, Amerika’da ise Kaliforniya’da hayatı durma noktasına getiren saatler süren elektrik kesintileri, depolama olgusunun sokaktaki vatandaşın da radarına daha fazla girmeye başlamasına neden oldu. Peki Türkiye’de tablo ne ve elektrik depolama konusunda hidroelektrik santraller nasıl bir işlev sergileyebilir?

Artan yenilenebilir ve büyüyen hedefler sistem esnekliğini zorunlu kılıyor

Türkiye yenilenebilir enerji sektörü giderek büyüyor ve bu paralelde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjinin kullanımı da giderek artıyor. Ülkemizde elektrik sistemi, özellikle güneş̧ ve rüzgâr enerjisi kurulu gücünde öngörülen bu hızlı artış nedeniyle, enerji üretim kapasitesinin artırılmasının ötesinde, üretilen enerjinin doğru zamanda kullanılmasını sağlayacak büyük ölçekli bir enerji depolama ve sistem esnekliği dönüşümüne ihtiyaç̧ duyuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre, 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünün toplam 120 bin megavata (120 gigavat) çıkarılması hedefleniyor. Sektörün giderek büyümesi, bir yandan hedeflendiği gibi yenilenebilir enerji üretiminin toplam elektrik üretimindeki payını artırırken bir yandan da- özellikle ilkbahar ve yaz aylarında- gündüz saatlerinde üretim fazlasına, aksam saatlerinde ise hızlı net yük artışına neden oluyor.

Hidroelektrik Santralleri Sanayi ve İş İnsanları Derneği HESİAD tarafından hazırlatılan ‘Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu’, enerji güvenliğinde önemli bir kilometre taşı olan pompaj depolamalı HES (PHES) konusunu hızlıca ülke gündemine taşımayı amaçlıyor. Türkiye güneş ve rüzgâr enerjisindeki istikrarlı büyümesini sürdürürken, enerji dönüşümünün önündeki yeni başlıklardan biri ‘üretilen elektriğin ihtiyaç duyulan zamana taşınması ve şebekenin değişken üretime uyum

sağlayabilmesi’ olacak. HESİAD raporu, bu ihtiyacın karşılanmasında pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerin (PHES) üstlenebileceği rolü tüm teknik ve ekonomik boyutlarıyla ortaya koyuyor.

Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu’na dair konuşan HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, hidroelektrik santrallerin, yenilenebilir kaynaklara dayalı büyük ölçekli temiz enerji üretiminde ön plana çıkarken uzun saatler boyunca sağlayabildikleri depolama seçenekleriyle de enerji arz güvenliğinin önemli güvencelerinden biri olarak kabul edildiğine dikkat çekti. “Dünya genelinde giderek yaygınlaşmasına karşın Türkiye’de henüz planlama ya da işletme aşamasında pompaj depolamalı bir hidroelektrik santral (PHES) bulunmuyor” diyen Güven, Türkiye’nin bugün harekete geçse en iyi ihtimalle 8-10 yıl arasında ilk pompaj depolamalı HES’ini işletmeye alacağının altını çizerek “2035 için oldukça iddialı ulusal hedeflerimiz var. PHES’leri 2030’ların başında devreye almak istiyorsak hemen bugün harekete geçmemiz gerekiyor” açıklamasını yaptı.

Depolama olmazsa yenilenebilir enerjinin dörtte birinden fazlası kullanılamayabilir!

Raporun dikkat çekici sonuçlarından biri, yeterli enerji depolama kapasitesinin oluşturulmaması halinde ortaya çıkabilecek yenilenebilir enerji kesintileri. Türkiye elektrik sektöründe 30 yıla yakın deneyimiyle saygın bir isim olan Elektrik ve Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan’ın imza attığı rapordaki projeksiyonlara göre herhangi bir batarya veya pompaj depolamalı HES kapasitesinin bulunmaması durumunda 2030’da toplam güneş ve rüzgâr üretiminin yaklaşık yüzde 7,8’i; 2035’te yüzde 16,2’si ve 2040’ta da yüzde 26,5’i sistem tarafından doğrudan kullanılamayacak hale gelebilir. Enerji miktarı açısından bu kaybın ifadesi ise 2040 yılında yaklaşık 57,38 TWh olarak hesaplanıyor. Bu rakamlar, ‘depolamanın, yenilenebilir enerji yatırımlarını tamamlayan ikincil bir unsur olmaktan çıkarak enerji dönüşümünün temel altyapılarından biri haline geldiğine’ işaret ediyor.

‘Batarya ve pompaj depolamalı HES birbirinin alternatifi değil’

Raporun, batarya depolamalı sistemlerin gerekli olduğunu, ancak Türkiye’nin depolama stratejisinin yalnızca batarya yatırımları üzerine kurulmasının yeterli olmayacağını gösterdiğini belirten HESİAD Başkanı Güven, bataryaların hızlı tepki, frekans kontrolü, kısa süreli rampalama ve 1–4 saatlik enerji kaydırma ihtiyaçlarında önemli rol oynarken, pompaj depolamalı HES’lerin özellikle 8–12 saat ve üzerindeki uzun süreli depolama ihtiyacının karşılanmasında öne çıkacağını vurguladı. Batarya ve PHES yatırımlarını birbirinin alternatifi değil, elektrik sisteminin farklı ihtiyaçlarını karşılayan tamamlayıcı teknolojiler olarak değerlendiren rapora göre, Türkiye için önerilen bütünleşik depolama portföyünde, 2030 yılında 15 bin MW bir saatlik batarya kapasitesinin yanı sıra 4 bin MW sekiz saatlik PHES kapasitesine ihtiyaç var. PHES ihtiyacının 2035 yılında toplam 10 bin 400 MW’a, 2040 yılında ise 16 bin MW’a ulaşabileceği de raporda yer alan öngörüler arasında bulunuyor.

PHES yalnızca enerji depolamıyor, şebekeyi de destekliyor

Pompaj depolamalı HES’lerin sağladığı fayda yalnızca yenilenebilir kaynaklardan üretilen fazla elektriğin daha sonra kullanılmak üzere depolanmasıyla sınırlı değil. Bu tesisler; sektörün sürdürülebilirliği açısından da elzem olan akşam puantının karşılanması, yenilenebilir enerji kesintilerinin azaltılması, frekans kontrolü, rezerv sağlanması, hızlı rampalama, gerilim desteği, sistem ataleti, black-start kabiliyeti ve iletim sistemi kararlılığı gibi çok sayıda sistem hizmetini sağlayabiliyor. “Bu özellikleriyle PHES’lerin klasik bir elektrik üretim tesisi olarak değil, yenilenebilir enerji kapasitesinin güvenli biçimde sisteme entegre edilmesini sağlayan stratejik enerji altyapısı olarak ele alınması gerek” diyen Elvan Tuğsuz Güven, Türkiye hidroelektrik sektörünün 32 GW’ı aşan kurulu gücüyle Avrupa’da ikinci, dünyada ise dokuzuncu sırada bulunduğunu hatırlatarak, “Ülkemiz enerjide çok iyi bir yol haritası izliyor. Böyle bir ülke profilinin, enerji arz güvenliğini güçlendirmek adına, mümkün olan en kısa sürede pompaj PHES’leri de enerji portföyüne katmasının şart olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Yatırım modeli oluşturulmadan projelerin hayata geçmesi güç

HESİAD tarafından hazırlatılan PHES Teknik Raporu’nda aynı zamanda ‘PHES yatırımlarının yalnızca elektrik fiyatlarının düşük olduğu saatlerde enerji alıp yüksek olduğu saatlerde satılmasına dayalı piyasa arbitrajıyla finanse edilmesinin güç olduğuna’ da dikkat çekiliyor.

Yatırımların ekonomik olarak yapılabilir hale gelmesi için PHES’lerin sisteme sağladığı depolama, esneklik, kapasite ve yan hizmet değerlerinin de gelir mekanizmalarına yansıtılması gerekiyor. Raporda ayrıca PHES’lerin pompalama sırasında tüketici, üretim sırasında ise üretici olarak iki yönlü sistem kullanım bedeline tabi olmasının proje ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekiliyor. Raporda bu kapsamda depolama amacıyla kullanılan elektriğe yönelik özel bir tarife mekanizması, sistem kullanım bedellerinin yeniden düzenlenmesi, yan hizmet gelirleri ile uzun dönemli kapasite veya sistem hizmeti sözleşmelerinin birlikte değerlendirilmesi de öneriliyor. Raporda yer alan bir diğer dikkat çekici öneri ise depolama ihtiyacının oluşmadığı günlerde PHES’in çevrim yapabilmesi için pompalama enerjisine belirlenen zaman aralıklarında öngörülebilir özel bir tarife uygulanması.

“Türkiye bugün harekete geçmeli!”

Türkiye’de bugün itibarıyla işletmede pompaj depolamalı bir hidroelektrik santral bulunmuyor. Buna karşılık raporun projeksiyonları, uzun süreli depolama ihtiyacının önümüzdeki yıllarda hızla artacağını gösteriyor.

Türkiye’nin bu konuda hiç zaman kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğini belirten HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, PHES projelerinde ön fizibiliteden ticari işletmeye geçiş süresinin ortalamada 8-10 yılı bulabildiğini bir kez daha dile getirerek bu nedenle uygun sahaların belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması, şebeke bağlantı noktalarının planlanması ve yatırımcı açısından öngörülebilir bir gelir ve destek modelinin oluşturulması için zaman kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Güven, pompaj depolamalı HES’lerin gündeme alınmasının yalnızca hidroelektrik sektörü açısından değil; Türkiye’nin arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yenilenebilir enerji dönüşümünün sürdürülebilirliği açısından stratejik önem taşıdığını da tekrar sözlerine ekledi.

Türkiye’nin hızla artan güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesi, elektrik sisteminde uzun süreli enerji depolama ihtiyacını da büyütüyor. 23 Haziran 2026 tarihli Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu, Türkiye’nin 2030, 2035 ve 2040 dönemlerine ilişkin depolama ve esneklik ihtiyacını ortaya koyarken, pompaj depolamalı HES (PHES) yatırımlarının enerji dönüşümünde stratejik rol üstleneceğine dikkat çekiyor. Rapora göre, 2040 yılında Türkiye’nin 16 bin MW pompaj depolamalı HES kapasitesine ihtiyaç duyulabilir.

Elektrik sistemindeki dönüşümün temel nedenlerinden biri, güneş ve rüzgâr enerjisindeki hızlı kapasite artışı olarak öne çıkıyor. Raporda Türkiye’nin toplam güneş ve rüzgâr kurulu gücünün 2025 yılında yaklaşık 39,8 GW seviyesinden 2030 yılında 62,3 GW’a, 2035 yılında 84,8 GW’a ve 2040 yılında 107,3 GW’a yükselmesi öngörülüyor. Bu artış, özellikle güneş üretiminin yüksek olduğu gündüz saatlerinde enerji fazlası, akşam saatlerinde ise hızlı net yük artışı oluşturuyor.

Depolama Olmazsa Yenilenebilir Enerjide Kesinti Artacak

Raporda yer alan analizlere göre yeterli enerji depolama kapasitesi oluşturulmadığı takdirde yenilenebilir enerji üretiminde önemli miktarda kesinti yaşanabilir.

Çalışmaya göre depolama tesislerinin bulunmadığı senaryoda güneş ve rüzgâr üretiminin yaklaşık %7,8’i 2030 yılında, %16,2’si 2035 yılında ve %26,5’i 2040 yılında sistem tarafından kullanılamayabilir. Bu oranlar enerji miktarı açısından sırasıyla yaklaşık 9,55 TWh, 27,14 TWh ve 57,38 TWh seviyesine karşılık geliyor.

Raporda batarya ve PHES yatırımlarının birlikte devreye alınmasıyla yenilenebilir enerji kesintisinin önemli ölçüde azaltılabileceği belirtiliyor. Buna göre kesinti oranının 2030 yılında %7,8’den yaklaşık %2,7’ye, 2035 yılında %16,2’den yaklaşık %3’e ve 2040 yılında %26,5’ten yaklaşık %5,7’ye düşürülmesi mümkün görülüyor.

Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu23062026-2

2040’ta 16 GW Pompaj Depolamalı HES Öngörüsü

Raporda Türkiye için batarya ve pompaj depolamalı HES’lerden oluşan bütünleşik bir enerji depolama portföyü öneriliyor.

Bu kapsamda 2030 yılında 4 bin MW sekiz saatlik PHES, 2035 yılında 8 bin MW sekiz saatlik ve 2 bin 400 MW on iki saatlik PHES, 2040 yılında ise 12 bin MW sekiz saatlik ve 4 bin MW on iki saatlik PHES kapasitesi öngörülüyor. Böylece 2040 yılında toplam PHES kapasitesinin 16 bin MW’a ulaşması gündeme geliyor.

Rapora göre bataryalar kısa süreli depolama, hızlı tepki ve frekans kontrolü gibi ihtiyaçlarda öne çıkarken, PHES tesisleri özellikle 8 saat, 12 saat ve üzerindeki uzun süreli depolama ihtiyacını karşılayacak tamamlayıcı teknoloji olarak değerlendiriliyor.

PHES Sadece Enerji Depolamayacak

Pompaj depolamalı HES yatırımlarının sistem açısından değeri yalnızca enerjiyi düşük talep saatlerinden yüksek talep saatlerine taşımakla sınırlı kalmıyor.

Raporda PHES tesislerinin akşam puantını karşılamanın yanı sıra yenilenebilir enerji kesintilerini azaltabileceği, primer ve sekonder frekans kontrolü sağlayabileceği, hızlı rampalama, reaktif güç ve gerilim desteği sunabileceği, sistem ataleti ve iletim sistemi kararlılığına katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Ayrıca uygun tesislerde black start kabiliyeti de sistem güvenliği açısından önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde üretim kapasitesinin, batı bölgelerinde ise tüketimin yoğunlaşması nedeniyle PHES tesislerinin doğru iletim noktalarında konumlandırılması da önem taşıyor. Rapora göre doğru lokasyonlarda planlanan büyük ölçekli pompaj depolamalı HES’ler, doğu batı yönündeki güç akışlarının yönetilmesine ve elektrik sisteminin açısal kararlılığının güçlendirilmesine katkı sağlayabilir.

Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu23062026-3

PHES Yatırımlarında Gelir Modeli Kritik

Teknik rapor, pompaj depolamalı HES yatırımlarının yalnızca piyasa arbitraj gelirleriyle finanse edilmesinin zor olduğuna da dikkat çekiyor.

500 MW referans tesis üzerinden yapılan hesaplamalarda 15 yıllık arbitraj gelirinin sekiz saatlik PHES için yaklaşık 895,6 milyon dolar, 12 saatlik PHES için ise yaklaşık 1,12 milyar dolar seviyesinde kalabileceği belirtiliyor. Rapora göre bu gelirler yüksek yatırım maliyetleri, işletme giderleri, finansman ve diğer maliyetler dikkate alındığında tek başına yeterli olmayabilir.

Bu nedenle raporda PHES yatırımlarının ekonomik yapılabilirliğini artırmak amacıyla özel fiyatlandırma ve gelir mekanizmaları öneriliyor. Yenilenebilir enerji fazlasının bulunduğu saatlerde pompaj enerjisinin 0 TL/MWh fiyatla sağlanması ve depolama ihtiyacının olmadığı dönemlerde özel pompalama tarifesi uygulanması öneriler arasında yer alıyor. Ayrıca sistem kullanım bedellerinin PHES tesislerinin çift yönlü çalışma yapısı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu23062026-1

Türkiye İçin Uzun Süreli Depolama Stratejisi Öne Çıkıyor

Rapor, Türkiye’nin enerji dönüşümünde batarya ve pompaj depolamalı HES yatırımlarının birbirinin alternatifi olmadığını, farklı sürelerdeki depolama ve sistem esnekliği ihtiyaçlarını birlikte karşılayan tamamlayıcı teknolojiler olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle 2035 sonrasında uzun süreli esneklik ihtiyacının belirgin şekilde artacağı ve PHES yatırımlarının devreye alınmaması halinde yenilenebilir enerji kesintilerinin yükselerek elektrik sisteminde esneklik açığı oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Rapora göre pompaj depolamalı HES projelerinin ön fizibiliteden ticari işletmeye geçiş süreci 7 ila 12 yıl sürebiliyor. Bu nedenle 2030 ve 2035 hedeflerinin karşılanabilmesi için uygun sahaların belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması, şebeke bağlantılarının planlanması ve yatırım modelinin şimdiden oluşturulması gerekiyor.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir