MİA Teknoloji den Nükleer Enerjide Stratejik Hamle

mia teknoloji nükleer

Türkiye’nin teknoloji odaklı şirketlerinden MİA Teknoloji, nükleer enerji alanında önemli bir adım atarak Küçük Modüler Reaktörler (SMR) konusunda uluslararası bir iş birliği anlaşmasına imza attı. Şirket, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirmeyi ve Nükleer teknoloji alanında yerli üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen proje kapsamında, 100 MW kapasiteli SMR teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütecek.

Savunma, güvenlik teknolojileri ve stratejik sistemler alanındaki yatırımlarıyla öne çıkan MİA Teknoloji, bu hamlesiyle enerji sektöründe de uzun vadeli ve yüksek teknoloji odaklı bir dönüşümün parçası olmayı amaçlıyor.

Yüzde 50’nin Üzerinde Yerlilik Hedefi

Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamaya göre iş birliği kapsamında, Türkiye’nin enerji politikaları doğrultusunda geliştirilecek SMR projelerinde yerli teknoloji ve üretim kabiliyetlerinin yüzde 50’nin üzerine çıkarılması hedefleniyor.

Proje kapsamında sadece enerji üretimi değil, aynı zamanda yerli sanayi ve teknoloji ekosisteminin geliştirilmesi de amaçlanıyor. Bu doğrultuda mühendislik, tasarım, teknoloji transferi, üretim altyapısı, tedarik zinciri yönetimi, üniversite-sanayi iş birlikleri ve özel sektör katılımını kapsayan geniş kapsamlı bir model oluşturulacak.

MİA Teknoloji iştiraklerinden Lider Sistem Teknolojileri A.Ş. teknoloji geliştirme ve yerli kapasite oluşturma süreçlerinde önemli rol üstlenirken, Global X A.Ş. ve Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş. gibi şirketlerin de uluslararası regülasyon süreçlerine katkı sağlaması planlanıyor.

Sekiz Yıllık Yol Haritası Belirlendi

Anlaşma kapsamında ilk dört yıllık dönemde SMR teknolojisinin teknoloji olgunluk seviyesinin TRL 7 düzeyine çıkarılması hedefleniyor. Bu aşama, sistemin gerçek operasyonel ortamda prototip olarak başarıyla gösterilebilmesini ifade ediyor.

İkinci dört yıllık dönemde ise seri üretim ve saha uygulamalarına geçilmesi planlanıyor. Böylece Türkiye’nin uzun vadeli enerji arz güvenliğine katkı sağlayacak, düşük karbonlu ve kesintisiz enerji altyapısının oluşturulması hedefleniyor.

Nükleer Enerji Ekosistemi Oluşturulacak

Projenin yalnızca bir enerji yatırımı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, girişimin yüksek teknoloji sanayisinin gelişimi, yerli mühendislik kapasitesinin artırılması ve nükleer enerji alanında rekabetçi bir üretim altyapısının oluşturulması açısından stratejik önem taşıdığı vurgulandı.

SMR teknolojileri, geleneksel büyük ölçekli nükleer santrallere kıyasla daha düşük yatırım maliyetleri, daha kısa kurulum süreleri ve esnek kullanım avantajları nedeniyle dünya genelinde enerji dönüşümünün önemli unsurlarından biri olarak görülüyor.

“Yapay Zekâ ve Yeşil Hidrojen Çağının Enerji Altyapısını İnşa Ediyoruz”

MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin, anlaşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, enerji ihtiyacının hızla arttığı yeni dönemde SMR teknolojilerinin kritik önem taşıdığını söyledi.

Beltekin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Dünya; yapay zekâ modellerinin veri merkezlerini kuşattığı, enerji ihtiyacının katlandığı ve iklim krizinin kapıya dayandığı devasa bir dönüşümden geçiyor. SMR teknolojileri, küresel enerji dönüşümünün en stratejik bileşenleri arasına girmiş durumda. MİA Teknoloji olarak bu alana yaptığımız yatırım, sektörel bir tercihten öte, ülkemizin teknoloji bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine duyduğumuz sorumluluğun önemli bir göstergesidir.”

Beltekin, söz konusu yatırımın veri merkezlerine kesintisiz enerji sağlanması ve yeşil hidrojen ekonomisinin gelişimi açısından da kritik bir rol oynayacağını belirterek, Türkiye’yi nükleer teknoloji alanında üst sıralara taşımayı hedeflediklerini ifade etti.

Türkiye’nin Enerji Geleceğinde Yeni Bir Sayfa

Enerji arz güvenliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve yüksek teknoloji üretiminin artırılması hedefleri doğrultusunda geliştirilen SMR projeleri, dünya genelinde giderek daha fazla ilgi görüyor. MİA Teknoloji’nin attığı bu adım, Türkiye’nin nükleer teknoloji alanında yerli üretim kapasitesini geliştirmesi ve küresel ölçekte rekabetçi bir oyuncu haline gelmesi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Mobil sürümden çık