Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, gelişmiş sondaj teknolojileriyle hayata geçirilen Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System – EGS) teknolojisinin, fosil yakıtlardan bağımsız bir enerji geleceğinin en önemli yapı taşlarından biri olmaya aday olduğunu söyledi. Kındap, elektrik arzının yalnızca yüzde 10’unun EGS tarafından karşılandığı bir senaryoda, karasal rüzgâr kapasitesi ihtiyacının yüzde 15, güneş enerjisi kapasitesinin yüzde 12 ve batarya depolama ihtiyacının yüzde 28 oranında azalabileceğini belirtti.
Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gelişmeler ve enerji arzına yönelik risklerin, başta Avrupa olmak üzere birçok ülkede yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdığını ifade eden Kındap, petrol ve doğal gaz sektöründe geliştirilen ileri sondaj teknolojilerinin jeotermal alana uyarlanmasıyla EGS teknolojisinin hızla yaygınlaştığını vurguladı.

EGS Teknolojisi Nasıl Çalışıyor?
Başta ABD olmak üzere yüksek jeotermal potansiyele sahip ülkelerde kullanım alanı genişleyen EGS teknolojisinin çalışma prensibini açıklayan Ali Kındap, geleneksel jeotermal sistemlerden farklı olarak yerin yaklaşık sekiz kilometre derinliğine kadar inilerek çatlak kayaçlara sıvı enjekte edildiğini söyledi.
Bu süreçte ısınan sıvının yeniden yüzeye çıkarılarak elektrik üretiminde kullanıldığını belirten Kındap, teknolojinin en önemli avantajlarından birinin kesintisiz enerji üretimi olduğunu ifade etti.
Kındap, jeotermal enerjinin güneş ve rüzgâr gibi kaynakların ihtiyaç duyduğu yüksek depolama kapasitesi ile güçlü iletim ve dağıtım altyapısı gereksinimini azaltabileceğini de dile getirdi.
Stanford Üniversitesi Araştırması EGS’nin Potansiyelini Ortaya Koydu
Dünyanın önde gelen araştırma kurumlarından biri olan Stanford University tarafından yürütülen ve sonuçları Nisan ayında yayımlanan araştırmaya dikkat çeken Kındap, çalışmanın EGS teknolojisinin temiz enerji dönüşümünde ihtiyaç duyulan dev altyapı yatırımlarını önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koyduğunu söyledi.
Araştırmaya göre EGS, enerji güvenliğini artırırken hava kirliliğini azaltıyor ve elektrik fiyatlarının rekabetçi seviyelerde tutulmasına katkı sağlıyor.
Kındap, geliştirilen sistemlerin dünyanın birçok noktasında uygulanabilmesinin ve enerji ihtiyacına göre ölçeklenebilmesinin jeotermal enerjiyi diğer yenilenebilir kaynaklardan ayıran önemli özelliklerden biri olduğunu belirtti.
Türkiye EGS Teknolojilerinde Daha Aktif Rol Almalı
Türkiye’nin jeotermal kaynaklar açısından dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Ali Kındap, enerji teknolojilerinin geliştirilmesi konusunda daha proaktif adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Kındap, “Ülkemiz bugüne kadar enerji teknolojileri geliştirme çalışmalarında arzu edilen seviyenin gerisinde kaldı. Jeotermalde dünyanın en yüksek potansiyeline sahip ülkelerinden biri olarak EGS teknolojilerinin geliştirilmesinde aktif rol üstlenmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
EGS Enerji Maliyetlerini ve Depolama İhtiyacını Azaltıyor
Araştırma sonuçlarına göre EGS teknolojisinin enerji sistemine entegre edilmesi, temiz enerji dönüşümünün maliyetlerini önemli ölçüde düşürebilir.
Elektrik arzının yalnızca yüzde 10’unun EGS kaynaklı olması durumunda;
- Karasal rüzgâr kapasitesi ihtiyacı yüzde 15 azalıyor.
- Güneş enerjisi kapasitesi ihtiyacı yüzde 12 düşüyor.
- Batarya depolama gereksinimi yüzde 28 azalıyor.
Araştırma ayrıca EGS’nin yer aldığı ve almadığı her iki senaryoda da yenilenebilir enerji sistemlerinin mevcut fosil yakıt kullanımına göre yıllık enerji maliyetlerini yaklaşık yüzde 60 oranında düşürdüğünü ortaya koyuyor.
Sağlık harcamaları, hava kirliliği kaynaklı etkiler ve iklim değişikliği maliyetleri de dikkate alındığında toplam toplumsal maliyetlerde yaklaşık yüzde 90 oranında azalma sağlanabileceği belirtiliyor.
Veri Merkezlerinin Enerji İhtiyacında Kritik Rol Oynayabilir
Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte dünya genelinde hızla artan veri merkezlerinin enerji ihtiyacının karşılanmasında da EGS teknolojisinin önemli bir çözüm olarak öne çıktığını belirten Kındap, kesintisiz elektrik üretiminin veri merkezi yatırımları açısından büyük avantaj sunduğunu söyledi.
Mevcut maliyet seviyelerinin yaygınlaşma sürecinde geçici bir engel oluşturduğunu ifade eden Kındap, bilimsel çalışmaların sondaj hızlarının artması ve teknolojik gelişmeler sayesinde 2035 yılına kadar EGS maliyetlerinde önemli düşüşler yaşanacağını gösterdiğini kaydetti.
EGS Teknolojisi Hakkında Öne Çıkan Veriler
- EGS ile enerji üretiminde ihtiyaç duyulan arazi kullanımı ülkelerin toplam yüzölçümünün yüzde 0,57’sinden yüzde 0,48’ine geriliyor.
- Artan sondaj hızları sayesinde EGS projeleri, nükleer enerji yatırımlarına göre çok daha kısa sürede tamamlanabiliyor.
- Teknoloji; radyoaktif atık, nükleer erime veya uranyum madenciliği gibi riskler taşımıyor.
- Elektrik arzının yüzde 10’unun EGS tarafından karşılandığı senaryoda rüzgâr, güneş ve batarya yatırımı ihtiyacı önemli ölçüde azalıyor.
- Veri merkezlerinin sürdürülebilir enerji ihtiyacının karşılanmasında kritik rol üstleniyor.