Enerji krizi, küresel ölçekte enerji sistemlerini köklü bir dönüşüme zorluyor. İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, artan enerji talebi, fosil yakıtlara bağımlılık ve iklim baskısının mevcut sistemi sürdürülemez hale getirdiğini belirterek, çözümün mühendislik temelli yenilikçi yaklaşımlarda olduğunu vurguladı. Özkaya’ya göre 2030 yılı, enerji krizinin sona erdiği değil, dönüşümün hızlandığı kritik bir eşik olacak.
Küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların artık geçici olmadığını ifade eden Özkaya, enerji dönüşümü sürecinin planlı yatırımlar ve güçlü altyapı hamleleriyle yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Enerji krizinin temelinde arz güvenliği ve fosil yakıt bağımlılığı var
Prof. Dr. Bestami Özkaya, küresel enerji krizinin ana nedenleri arasında fosil yakıtlara aşırı bağımlılık, jeopolitik gerilimler ve arz kesintilerinin yer aldığını belirtti. Artan talebe karşılık petrol ve doğalgaz arzında yaşanan daralmalar, fiyat dengesizliklerini derinleştiriyor. Bu tablo, enerji sistemlerinin sürdürülebilirlik ve arz güvenliği açısından zayıf kaldığını açık biçimde ortaya koyuyor.
Özkaya, Rusya Ukrayna savaşı gibi krizlerin enerji piyasalarında kırılganlığı artırdığını, yenilenebilir enerjiye geçişte depolama ve altyapı yatırımlarının gecikmesinin sorunu yapısal hale getirdiğini ifade etti.
İklim değişikliği enerji altyapılarını zorluyor
İklim değişikliği ve aşırı hava olayları, enerji üretimini doğrudan etkiliyor. Kasırga, sel ve kuraklık gibi ekstrem koşullar enerji santrallerine ve iletim hatlarına zarar veriyor. Kuraklık hidroelektrik üretimi düşürürken, aşırı sıcaklar termik ve nükleer santrallerin verimliliğini azaltıyor. Bu durum, yenilenebilir enerji ve şebeke esnekliğinin önemini artırıyor.
Akıllı şebekeler ve veri odaklı altyapılar öncelik kazanıyor
Mevcut enerji altyapılarının iklim riskleri ve siber tehditlere karşı yeterince dayanıklı olmadığını vurgulayan Özkaya, akıllı şebekeler ve dağıtık enerji sistemlerinin kritik rol oynadığını belirtti. Mikro şebekeler ve veri odaklı altyapı yönetimi, enerji arzında esneklik sağlıyor ve afetlere karşı sistemi güçlendiriyor.
Enerji depolama ve yeşil hidrojen öne çıkıyor
Enerji dönüşümünde enerji depolama teknolojileri, özellikle Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS) ve yeşil hidrojen çözümleri, kesintili üretimi dengeleme açısından kritik önem taşıyor. Depolama sistemleri, yenilenebilir kaynakların şebekeye entegrasyonunu kolaylaştırıyor ve arz güvenliğini güçlendiriyor.
2030 sonrası için dönüşüm senaryosu netleşiyor
Prof. Dr. Bestami Özkaya’ya göre 2030’a kadar fosil yakıt talebi zirve yaptıktan sonra düşüşe geçecek. Güneş ve rüzgâr enerjisi, maliyet avantajı sayesinde elektrik üretiminde daha güçlü konuma gelecek. Elektrikli araçlar petrol talebini azaltırken, enerji depolama yatırımları sistemin omurgasını oluşturacak. Türkiye de bu süreçte rüzgâr ve güneş kapasitesini artırmayı ve enerji depolamayı stratejik öncelik olarak konumlandırıyor.